Byzans- Constantinople | Osmanlı Devleti, 1844 |
Türkiye Cumhuriyeti, 1936| Yazının devamı | ![]() |
Ez hêdî dimeşim bela dighê mi, ez zû dimeşimez dighêm bela (*)
GSMH/GSYH büyüme oranlarını 5'er yıllık kümüle rakamlar haline getirdiğimizde on yıllar boyu yaşadığımız ekonomik travmalar daha anlaşılır bir hale geliyor:
AKP'nin 2011 seçimlerinde alacağı oy %39,1
5 yıllık kümüle büyüme oranları ile AKP'nin oy oranları arasında bir parallellik kurmak mümkün ve politik iniş çıkışlardan etkilenmiyor gibi görünüyor. Büyüme rakamlarının halkın cebine yansımasının zaman alması, yıllık büyüme yerine 5 yıllık kümüle değerin korelasyona sahip olmasını açıklıyor olabilir.
Korelasyona göre (2011 GSYH’sini %7 olarak kabul edersek) AKP'nin 2011 yılında yapılacak bir genel seçimde oyu %39,1 olmalı. Ancak bugünlerde 2010 anayasa referandurumdan %58 EVET çıkaran AKP'nin oy oranı %45-50 bandında tahmin ediliyor.
Aşağıdaki grafik (üzerine tıklayınca büyüyorlar) 5 yıllık kümüle GSMH ve AKP oy oranı arasındaki bağlantıyı gösteriyor.
| Yazının devamı | ![]() |
Google domain'leri için yeni DNS IP'si: 74.125.43.121 Şuradaki adımları uygulayarak DNS ayarlarını değiştirebilirsiniz: Blogger ve domain name problemi için çözüm
Blogger/blogspot sayfalarına erişemiyorsanız ya da bu sayfadaki resimleri görüntüleyemiyorsanız, bilgisayarınızdaki DNS ayarlarını şu ip'lerle değiştirin: 208.67.222.222 - 208.67.220.220
| Yazının devamı | ![]() |
Blogger'a erişim mahkeme kararıyla engellendiği için sayfamdaki imajlar görüntülenemiyor. Engelleyenlerin kusuruna bakın lütfen.
MAIL ile BLOG yayınlama
Turkcell henüz blogger’ı engellememiş, bir yerlerden internet’e ulaşan bir telefon bulup bir an önce şu işlemi yaparsanız mail yollayarak blog’unuzda kendinizi ifade etmeye devam edebilirsiniz. Blog’unuzu yönettiğiniz sayfada ‘Settings/E-mail&Mobile’ seçeneklerindeki ‘Email Posting Address’ kısmında bir adres belirleyip, ‘Publish emails immediatiely’ butonunu seçerseniz, belirlediğiniz adrese gönderdiğiniz mail’ler otomatik olarak blog’unuzda yayınlanacaktır.
| Yazının devamı | ![]() |

Osmanlı'nın gerileme ve çöküş yılları müslüman tebanın kaybedilen topraklardan Anadolu'ya, gayrimüslim tebanın da Anadolu'dan dışarıya göçlerine sahne oldu. ABD'li tarihçi Justin McCarthy'nin hazırladığı harita 1770-1923 yılları arasında gerçekleşen bu göçleri anlatıyor.
| Yazının devamı | ![]() |
Yedikıta Dergisinde yayınlanan "Fatih’in Yanındaki Yeniçeri: Hasan Rıza" yazısındaki fikri ve Zonaro ile Şehit Ressam Hasan Rıza’nın tablolarını karşılaştıran kısa bir yazıyı Haziran 2009’da sitemde yayınlamıştım. Yedikıta Dergisindeki yazının sahibi yazımın üzerine biraz araştırma yapıp yayınlamış anlaşılan. Yazı Radikal’in internet edisyonuna da girmiş.
![]() | ![]() |
| Yazının devamı | ![]() |
Atlantropa Alman mimar Herman Sörgel'in (1885-1952) 1920'lerde yarattığı ütopik
bir projeydi. Herman Sörgel Akdeniz'in suyunu Afrika kıtası içlerine akıtarak deniz seviyesini azalttıktan sonra Avrupa ile Afrika'nın birleşmesinden doğacak Atlantropa adlı yeni bir kıta yaratmayı planlıyordu. Proje Akdeniz'in iki ucundaki Cebelitarık ve Çanakkale Boğazı'na yapılacak barajlarla tamamlanıyordu. Alman mimar Atlas Okyanusu ve Marmara Denizi'nin su seviyesi Akdeniz'in su seviyesine göre yüksek olacağından boğazlara kurulacak barajlarla çok büyük miktarda enerji üretmeyi planlıyordu. Projeye göre Avrupa ile Afrika İtalya-Sicilya-Tunus üzerinden köprülerle bağlanacaktı. Deniz çekileceği için Ege ve Adriyatik'te önemli miktarda deniz karaya dönüşüyordu. Yunanistan ile Türkiye neredeyse birleşiyordu.
Proje adına bir enstitü kurulmasına rağmen Nazi Almanyası'nda küçümsendi, alay edildi. Atlantropa Herman Sörgel'in şüpheli ölümünden sonra tamamen unutuldu. Mimar, bisikleti ile ders vermeye gittiği üniversitenin dümdüz yolunda bir arabanın çarpması sonucu öldü. Araba sürücüsü bulunamadı.
Akdeniz'in sularının Afrika içlerine aktılmasıyla kara kıtanın ortasında iki büyük göl oluşacaktı:
| Yazının devamı | ![]() |
Web sayfaları yine erişilmez oldu. Bu kez Fizy'yi kapatırlarken karambolde Google domain name'ine sahip sayfaları da harcadılar. Bu sadece Türk Telekom'un yediği bir nane değil. Sayfalara 2-3 gün öncesinde Turkcell 3G'den girilemez oluyor daha sonra Telekom ADSL'den kapanıyor. Anlaşıldığı kadarıyla olay Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) bu kurumlara sansürü tebliğ etmesiyle başlıyor.
Düzeltmek için DNS ayarlarında değişiklik yapmak gerekiyor. Daha önce şurada anlatılan adımları aynen uygulayıp 216.239.38.21 ip'si yerine 74.125.93.121 ip'sini yazmak gerekiyor.
| Yazının devamı | ![]() |
Alp Alper'in olağanüstü güzellikteki TÜRKİYE From 1000 Feet kitabından sonraki projesi 4 Mevsim Istanbul bir haftaya kadar kitapçılarda olacak. Alp Alper kitabı için şunları söylüyor:
Ekibimle yaklaşık 6 yıl gibi bir sürede İstanbul üzerinden farklı zaman ve mevsimlerde uçarak “4 mevsim İSTANBUL” adlı kitabı tamamladım. Kitabın önsözü Ara Güler’e, mevsimlere dair yazılar da Sunay Akın, Mario Levi, M Zaman Saçlıoğlu, Yusuf Erdam, Nemika Tuğcu gibi Türk edebiyatının dev yazarlarına ait. Kitap, İstanbul’da zaman icinde gerek yanarak, gerek yıkılarak, gerek kabuk değiştirerek değişen bir çok tarihi binayı ve dokuyu, 6 yıl içinde 4 mevsim boyunca değişen İstanbul’u, her şeye rağmen tüm güzelliğini ve ruhunu koruyarak bir belgesel niteliğinde sunmayı hedefliyor.
![]() | ![]() |
| Yazının devamı | ![]() |
Blogspot sayfam için Google'dan aldığım domain name'iyle kendi siteme üç gündür giremiyordum (www.serdarsabri.com). Kendim giremediğim gibi Türkiye'den hiç kimse de sayfama erişemiyordu. Muhtemelen Wikileaks'e erişimi önlemeye çalışırlarken böyle birşeye sebep oldular.
Sanırım başkaları da benzer sorunu yaşıyor. Araştırdım ve problemi aşağıda anlattığım şekilde düzelttim, umarım size de faydası olur:
1.Önce muhtemelen şimdiye kadar hiç işinize yaramamış olan Google Apps Control Panel'ine girmeniz gerekiyor. Kendi siteniz için adresi şu:
https://www.google.com/a/sitenizinismi.com
2. Yine muhtemelen kullanıcı ismi ve password'ünüzü hatırlamıyorsunuz. Login kutusunun altındaki Can't access your account? linkine tıklayarak password'ünüzü yeniden oluşturmanızı sağlayacak mail'in, domain name'inizi alırken bildirdiğiniz email adresine gönderilmesini sağlayın. Gelen mail'deki link'e tıklayarak password'ünüzü yeniden oluşturun.
3. Artık bir password'ünüz var. Username kutusuna admin yazın, panele girin.
4. Domain settings tab'ine tıklayın, açılan sayfada Domain names alt tab'ine tıklayın. Açılan sayfada Advanced DNS settings link'ine tıklayın.
5. Açılan sayfada domain ve password bilgilerini not ederek Sign in to DNS console link'ine tıklayın.
6. Açılan yeni pencerede not ettiğiniz domain ve password bilgilerini kullanarak ENOM Domain Management sayfasına girin.
7. Asıl olay burada, Host Records başlığı altında www olarak geçen bir Host name var mı kontrol edin. 
7a1. Varsa, address karşılığında muhtemelen ghs.google.com. ve Record Type karşılığında CNAME(Alias) ifadesini göreceksiniz.
7a2. Sağ alt köşedeki edit'e tıklayın. address değerini 216.239.38.21 olarak, Record Type değerini A (Address) olarak değiştirin.
7b1. Yoksa, Sağ alt köşedeki edit'e tıklayın.
7b2. Add new'a tıklayın, address değerini 216.239.38.21 olarak, Record Type değerini A (Address) olarak girin.
8. Save edip çıkın.
9. Biraz bekleyip, sitenize girmeyi deneyin.
| Yazının devamı | ![]() |
(*) Yavaş yürüyorum bela bana yetişiyor, hızlı yürüyorum ben belaya yetişiyorum.
Pontos Kralı Mithridates
MÖ I.yy’da Pontos Kralı VI.Mithridates (MÖ.132–MÖ.63) bütün Anadolu’yu ele geçirir. Bunun üzerine zamanın emperyal gücü Roma İmparatorluğu Anadolu’ya bir ordu yollar. Mithridates Balkanlar ve Güney Rusya üzerinden İtalya’ya saldırma girişiminde bulunsa da müttefikleri tarafından yalnız bırakılınca MÖ 87-63 yapılan savaşları Roma ordusuna karşı kaybeder. Mithridates sonunda intihar eder ama bir emperyal güce başkaldıran ilk Anadolu’lu kral olarak tarihe geçer, mezarı Sinop’tadır.
Mithridates’in oğlu II.Pharnakes Pontos Krallığı’nı yeniden canlandırmak isteyince büyük Roma imparatorlarından Caesar (Sezar) Anadolu’ya yürür ve MÖ 47’de Zela’da (bugünkü Tokat, Zile) isyanı bastırır. Sezar ünlü “veni vidi vici” (geldim, gördüm, yendim) mesajını buradan Roma’ya yollamıştır.
1970'te Sağmalcılar'da yeni inşaatların pis su kanallarının temiz su kanallarına bağlanması ile bir kolera salgını başlar. 50'ye yakın kişi ölür, ucuz atlatılmış bir salgındır. Sağmalcılar ismi salgını çağrıştırdığından Bayrampaşa olarak değiştirilir. 30 yıl sonra, 2000 yılında Bayrampaşa Cezaevi onlarca mahkumun yanarak, vurularak ve boğularak ölümüne tanıklık eder. Operasyonun adı 'Hayata Dönüş'tür.

Meteoritical Society'nin bildirdiğine göre, kaynağı şüpheli olmakla beraber, 1805'te İstanbul'a düşmüş bir meteor mevcut. Adı "Constantinople". "Meteorun adı neden İstanbul değil?" dediğinizi duyar gibi oldum. Halbuki Osmanlı döneminde resmi evraklarda Konstantinoupolis, Konstantiniye isimleri de kullanılmış. Zaman içinde İslambol, Dersaadet, Deraliye gibi isimler de denenmiş ancak tutmamış. Bizans zamanında seyyahlara yön göstermek amacıyla yollara konulan tabelalarda bulunan "Stan-bulin" (Yunanca "şehire doğru") ifadesinin “İstanbul”a kaynaklık etmiş olabileceği düşünülüyor.
Bu resmi yapan son Halife Abdülmecid (1868-1944) efendidir, resim 31 Mart Vakası sonrasında II. Abdülhamid'in hal'ini (1909) tasvir eder. Halife Abdülmecid'in küçük yaştan resme ilgisi olmuş hatta 1910 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'ne fahri başkan seçilmiş. Resimleri Paris'te açılan sergilerde kabul görmüş, Pierre Loti ile bu resimler üzerine mektuplaşmış. Eserleri bugün Resim ve Heykel ve Sabancı Müzesi kolleksiyonlarındadır.
Realizm akımının öncülerinden Gustave Courbet'nin (1819-1877) Osmanlı Paşası ve diplomatı Halil Şerif Paşa'nın siparişi üzerine 1866'da yaptığı L'Origine du monde (Dünyanın orjini) adlı resim TARAF gazetesinin arka sayfasında yayınlandığında, NOKTA'nın kapanması pahasına darbe günlüklerini yayınlayan Alper GÖRMÜŞ tarafından yine TARAF'taki köşesinde eleştirilmişti.
1769 yılında Avusturya-Macar imparatoriçesi Maria Theresa, soylu bir mekanikçi olan Wolfgang von Kempelen'den etkileyici bir buluş yapmasını ister. Kempelen "The Turk" adını verdiği kendi kendine düşünerek satranç oynayabilen bir kukla makinasını yaratır. "The Turk" o kadar ilgi görür ki sahibi onu Avrupa turuna çıkarır. Hatta "The Turk", Napolyon'la bile oynar. Daha sonra makinanın hileli oldugu ortaya çıkar, satranç taşlarını makinanın içinde olan bir cüce mıknatısla oynatmaktadır. Almanca' ya "getürkt" yani "içinde bir hilesi olan şey" kelimesi bu makinadan gelmektedir.